Thich Nhat Hanh’dan Bir Ağız, İki Kulak ve Sessizliğin Bilgeliği
- Başak Karslıoğlu
- 11 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Hayatın bize sunduğu en büyük öğretilerden biri, aslında doğanın çok basit bir işaretinde gizlidir:
Bir ağız, iki kulak…
Konuştuğumuzdan iki kat fazla duymamız gerektiğine dair kadim bir hatırlatıcı.
Thich Nhat Hanh’ın zarif Zen diliyle söylediği gibi, dinlemek yalnızca bir iletişim biçimi değil, bir varoluş pratiğidir.
Tıpkı yoga gibi.
Tıpkı nefes gibi.
Tıpkı hayatın kendisi gibi.
Yoga matına her gelişimizde, bedenin fısıltılarını duymak için dururuz. Ayak tabanının yerle kurduğu ilişkiyi, omuzların gerginliğini, nefesin içimizde açmaya çalıştığı o küçük alanı dinleriz. Belki ilk kez orada fark ederiz: Dinlemek, içsel sessizliğin yumuşak bir kapısından geçmektir.
Thich Nhat Hanh der ki:
“Dinlemek, acıya yer açma sanatıdır. Konuşmak, şefkati dışarıya taşıma sanatıdır.”
Bana kalırsa, bu iki sanat, matın üzerinde de hayatın içinde de birbirine görünmez iplerle bağlı. Dinlemeyi unuttuğumuzda pozlar sertleşir, nefes daralır, beden incinir. Dinlediğimizde ise hem beden hem kalp genişler.
Günlük hayatta ise bazen kendimizi kelimelerin aceleciliğine kaptırırız.
Oysa Thich Nhat Hanh, her defasında hatırlatır:
“Konuşmadan önce bir nefes al. Sözün bir kapı mı açacak, yoksa bir duvar mı örecek?”
Belki de yoga, bu soruyu beden üzerinden çalıştığımız bir laboratuvardır. Her poz bir diyalogdur: Beden bir şey söyler, biz onu duyarsak hizalanırız. Duymadığımızda düşeriz, sıkışırız, zorlanırız, inciniriz hatta belki incindiğimizi bilmeden inciniriz.
Hayat da aynıdır.
Kalp de aynıdır.
Yas da aynıdır.
Yol da aynıdır.
Zira yoga sadece matın üstünde değildir, kendini sokakta, çocuğunla, sevgilinle, arkadaşınla, bir yabancıyla, doğayla ilişkinde, bir işi yapışında, bir söz söyleyişinde, yani hayatı deneyimleyişinde kendini gösterir.
"Dinlediğin kadar iyileşir, şefkatle konuştuğun kadar bağ kurarsın." Ve belki de bu yüzden: Sessizlik, varoluşun en eski öğretmenidir. Dinlemek ise ruhun kapılarını açan en ince anahtar.
Bir Ağız, Iki Kulak kitabından; insan olmanın çok zarif bir daveti.
Ve belki küçük bir Pratik:
“Dinlemenin Yogası”
Rahat bir yere yerleşip deneyebileceğiniz bir pratik olsun bu sizin için: Ve pratiğe konuşmaktan çok dinleyerek başlamayı araştırın.
Çünkü Thich Nhat Hanh’ın dediği gibi:
“Bir ağız, iki kulak…
Hayat bize hangi bilgiyi önceleyeceğimizi böyle fısıldar.”
Şimdi rahatsanız gözlerinizi kapatın ya da yumuşakça bir noktaya odaklayın ve dinlemeyi araştırın:
Bedenin sesini, nefesin dalgasını, zihnin küçük kıpırtılarını…
Hiçbirini değiştirmeye çalışmadan.
Sadece duymayı deneyerek... Biraz kalın....
Yoga, bedenle kurduğumuz en derin iletişimdir.
Bir poz/form seni çağırdığında dinlersin.
Bir sınır belirdiğinde ona saygı duyarsın.
Bir nefes alan açtığında kabul edersin.
Bu pratikte amaç bir şekle girmek değil; şeklin içinde ne söylediğini duymak olsun.
Nefesin sana anlattıklarını duyduğunda yumuşarsın.
Bedenini dinlediğinde hizalanırsın.
Kalbini dinlediğinde ise genişlersin.
Şimdi bir nefes al…
Ve hatırla:
Dinlemek, yoganın sessiz kalbi.
Şefkatle konuşmak, onun yumuşak nefesi.
Ve varlığın, tüm bunların birleştiği yer olsun….









Yorumlar